Mikayıl Müşviq
Ana dedim, üreyimde yanar odlar saçıldı,
Ana dedim, bir ürperiş hasil oldu canımda.
Ana dedim, qarşımda bir gözel sehne açıldı,
Ana dedim, feqet onu görmez oldum yanımda.
Ana dedim, üreyimde yanar odlar saçıldı,
Ana dedim, bir ürperiş hasil oldu canımda.
Ana dedim, qarşımda bir gözel sehne açıldı,
Ana dedim, feqet onu görmez oldum yanımda.
Ana, Ana !.. Bu kelmenin vurğunuyam ezelden,
Onu gözel anlatamaz düşündüyüm satırlar.
Ana olmaz bize her bir yavrum deyen gözelden,
Çünki onun xilqetinde ayrıca bir füsun var.
Başqa alem yaşamadım böyle gözal biçimde,
Onu kimse gözelliyin cilvesinde yaratmış.
Ana, ana... çiçekli bir fidandır ki, içimde,
Ta ezelden kök salaraq, üreyimde boy atmış.
O fidanı bezi vaqıt istiyorum çekerek,
Qoparayım üreyimden, feqet onda varlığım.
Sızıldarken, sanki bir ses qopub ince ve titrek,
Bir lisanla söylüyor ki: - Mene deyme yazığım!
Çünki seni men besledim, men böyütdüm, oxşadım,
Söylediyin sözler ki, var beşiyinin üstünde,
Oxuduğum türkülerin kölgesidir, övladım!
Mene mexsus vereqler var her kitabda, her dinde.
Ne doğru söz, yazıqlar ki, görmemişem onu men,
Diyorlar ki, Müşfiq, xeste bir tifildin, ananı,
Baban kimi soyuq eller qucağına çekerken,
Yalnız acı feğanların titredirdi her yanı.
Indi mene her kes:- Anan, baban varmı ?-söylese,
Diyorom ki, - Qapılmadan bir xülyaya, bir hisse
Olan olmuş, keçen keçmiş, indi meni yaşadan,
Bir müqeddes, bir semimi, emelim var tapdığım.
Inandığım bir qible var, o da her gün, her zaman,
Yorulmayan qollarımla, düşünerek yapdığım.
Bir alemdir, bir alem ki, semaları qıpqızıl,
Yüksekleri, alçaqları, fezaları qıpqızıl.
